Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, Dijital Ürün Pasaportu’nun yalnızca Avrupa Birliği’ne özgü bir teknik detay olmadığını; aksine Türkiye’den çıkan ürünlerin küresel pazarlarda rekabet edebilmesi için yeni bir eşik haline geldiğini net biçimde ortaya koyar. Bugün DPP’yi görmezden gelen ihracatçı, yarın pazarda “neden elendik?” sorusuna geç kalmış cevaplar arar.
Bu rehberde Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi başlığını; mevzuat kopyası, soyut AB dili veya klişe uyum anlatılarıyla değil, sahadaki gerçekler, alıcı beklentileri ve denetim pratiği üzerinden ele alacağım. DPP nedir, Türkiye’yi neden doğrudan ilgilendirir, hangi sektörler risk altındadır, nasıl hazırlanılmalı ve bu işi doğru yapan ihracatçı ne kazanır; açık, sade ve işi bilen bir dille anlatacağım.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin en büyük üretim ve tedarik ortaklarından biridir. Türkiye’den çıkan ürünlerin önemli bir kısmı:
Doğrudan AB pazarına girer
AB merkezli markalar için üretilir
AB tedarik zincirine dolaylı olarak dahil olur
Bu tablo şunu netleştirir:
DPP, Türkiye için “gelecek ihtimali” değil, mevcut ihracat gerçeğidir.
Bu yüzden Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, yalnızca büyük firmaları değil; KOBİ’leri de doğrudan ilgilendirir.
DPP, ürünün dijital kimliğidir. Ancak bu kimlik bir tanıtım metni değildir.
DPP sayesinde:
Ürünün nerede ve nasıl üretildiği
Hangi bileşenlerin kullanıldığı
Tedarik zincirinin nasıl işlediği
Sürdürülebilirlik iddialarının dayanağı
net biçimde ortaya konur.
Bu nedenle Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, “etiket ekleme” değil, süreç şeffaflığı meselesidir.
Kısa cevap: Hayır, Türkiye’de yerel bir DPP zorunluluğu yok.
Gerçek cevap: Ama ihracatta fiilen zorunlu hale geliyor.
AB’ye, İngiltere’ye, İskandinav ülkelerine ve küresel markalara satış yapan firmalar için DPP:
Alıcı şartnamesine giriyor
Denetimde ilk bakılan başlıklardan biri oluyor
Eksikse risk olarak değerlendiriliyor
Bu yüzden Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, “yasa var mı?” sorusundan çok “pazara girebiliyor muyuz?” sorusuna odaklanır.
Türkiye’nin ihracat profili, DPP baskısının nerede yoğunlaştığını net biçimde gösterir.
Öne çıkan sektörler şunlardır:
Otomotiv ve Yan Sanayi
Tekstil ve Hazır Giyim
Elektrikli ve Elektronik Ürünler
Makine ve Endüstriyel Ekipmanlar
Ambalajlı Tüketim Ürünleri
Bu alanlarda Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, artık opsiyonel değil, zorunlu hazırlık dokümanı gibidir.
AB pazarı Türkiye’yi “üretici ülke” olarak görür. Bu avantajdır ama sorumluluk da getirir.
AB’nin temel beklentileri şunlardır:
Üretim sürecinin şeffaf olması
Alt bileşenlerin izlenebilir olması
Sürdürülebilirlik iddialarının kanıtlanması
Bu beklentiler karşılanmıyorsa Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, doğrudan risk yönetimi belgesine dönüşür.
Yanlış bilinen bir konu var:
“DPP gümrükte sorulur.”
Hayır. DPP genellikle:
Alıcı görüşmesinde
Sözleşme aşamasında
Teknik değerlendirmede
Denetim öncesinde
sorulur. Yani iş işten geçtikten sonra değil, en başta.
Bu yüzden Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, satıştan önce okunmalıdır.
Sahada tekrar eden hatalar şunlardır:
DPP’yi sadece belge sanmak
Alt tedarikçileri sürece dahil etmemek
Sürdürülebilirlik verisini yuvarlak bırakmak
Güncelleme sorumluluğunu tanımlamamak
Bu hatalar, Türkiye ihracatçıları için DPP rehberinin neden stratejik olduğunu açıkça gösterir.
Hayır. Ama disiplin ister.
AB pazarı:
Büyük firmaya ayrıcalık tanımaz
Küçük firmaya tolerans göstermez
Verinin doğruluğuna bakar
Bu nedenle Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, ölçekten çok hazırlık seviyesine odaklanır.
DPP’ye başlamak için dev sistemler kurmak gerekmez. Ama doğru sırayla ilerlemek gerekir.
Sağlıklı bir başlangıç için:
Ürün ve varyantlar netleştirilmeli
Tedarik zinciri haritalanmalı
Hangi verinin gerçekten gerekli olduğu belirlenmeli
Bu temel atılmadan Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi kâğıt üzerinde kalır.
Türkiye’de sürdürülebilirlik çoğu zaman iletişim diliyle ele alınıyor. Ancak AB veri ister.
DPP sayesinde:
“Çevre dostu” gibi iddialar sorgulanır
Dayanaksız söylemler risk üretir
Greenwashing ihtimali artar
Bu nedenle Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, sürdürülebilirliği dikkatle ele alır.
Kısa vadede satış yapılabilir. Ama orta vadede sorunlar başlar.
DPP’siz firmalar:
Ek teknik denetimlere girer
Alıcı güvenini kaybeder
Uzun vadeli tedarikçi olamaz
Bu yüzden Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, bugünü değil yarını hedefler.
Evet. Ama sessiz bir avantajdır.
DPP’si güçlü firmalar:
Daha az sorgulanır
Daha hızlı onay alır
Daha uzun süre çalışılır
Bu nedenle Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi, pazarlama değil güven yatırımıdır.
Türkiye için doğru DPP yaklaşımı, sadelik ve doğruluğu birleştirir.
Sağlıklı bir yapı için:
AB uyumlu DPP altyapısı temel alınmalı
Gereksiz veriyle sistem şişirilmemeli
Güncelleme sorumluluğu net tanımlanmalı
Pazarlama dili ile veri birebir örtüşmelidir
Bu yapı olmadan Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi uygulanabilir olmaz.
Burada net konuşmak gerekir. Türkiye’yi “ucuz üretici” gibi okumuyoruz.
Bizim yaklaşımımızda:
Türkiye ihracatçıları için DPP rehberi sahaya göre şekillenir
KOBİ ve büyük firma ayrımı yapılmaz
Gereksiz karmaşa yaratılmaz
Denetime hazır ama sade yapı kurulur
Bu işi gerçekten bilenle sadece “AB uyumluyuz” diyen arasındaki fark, ilk ciddi alıcı görüşmesinde ortaya çıkar.
Hayır. Ancak AB ve entegre pazarlara ihracatta fiilen gereklidir.
AB, İngiltere ve İskandinav pazarlarına çalışan firmalar için evet.
Kısa vadede mümkün olabilir. Ancak orta vadede ciddi ticari risk oluşturur.
Evet. Doğru yapı ve sade sistemle mümkündür.
Alıcı güveni, düşük denetim riski, sürdürülebilir tedarikçi konumu ve Türkiye’den çıkan ürünler için uzun vadeli küresel rekabet gücü kazandırır.