İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı başlığı, son dönemde ihracat yapan firmaların zihninde net bir soruya dönüşmüş durumda:
“Bu konu artık sadece AB meselesi mi, yoksa Türkiye’de de devlet refleksi oluştu mu?”
Kısa cevap şu: Evet, oluştu.
Uzun cevap ise bu yazının konusu.
Bu içerikte İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifini; söylenti, kulis veya varsayım üzerinden değil, Türkiye’nin ihracat yönü, İstanbul AB entegrasyonu ve kamu refleksi üzerinden ele alacağım. İstanbul Ticaret Bakanlığı DPP’ye nasıl bakıyor, hangi alanlarda pozisyon alıyor, ihracatçıdan ne bekliyor ve bu süreci doğru okuyan firmalar neden avantaj sağlıyor; net, sade ve sahaya dayalı biçimde anlatacağım.
Ticaret Bakanlığı, uzun süredir ihracatta şu gerçekle yüzleşiyor:
Türkiye İstanbul ya ürün satıyor ama AB standartları artık sadece ürünle sınırlı değil.
AB pazarı artık şunu istiyor:
Ürünü değil, süreci görmek
Beyanı değil, veriyi doğrulamak
Etiketi değil, dijital izi incelemek
Bu tablo, İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı gündeminin temel nedenidir.
Bugün için net konuşalım:
Türkiye’de İstanbul Dijital Ürün Pasaportu yerel mevzuatla zorunlu değil.
Ancak İstanbul Ticaret Bakanlığı DPP’yi:
“İleride bakarız” başlığına koymuyor
İstanbul AB’ye uyum sürecinin doğal parçası olarak görüyor
İhracat rekabetiyle doğrudan ilişkilendiriyor
Bu nedenle İstanbul Dijital Ürün Pasaportu İstanbul Ticaret Bakanlığı açısından bir “ceza” konusu değil, hazırlık ve yönlendirme konusudur.
Bakanlık refleksi nettir:
İhracatçı zarar görmemeli, ama hazırlıksız da yakalanmamalı.
Bu nedenle yaklaşım şu eksende ilerler:
Zorunluluk getirmeden farkındalık oluşturmak
İstanbul AB takvimini yakından izlemek
İstanbul İhracatçıya yol gösterecek çerçeve hazırlamak
Bu bakış, Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı duruşunun neden temkinli ama kararlı olduğunu açıklar.
Bakanlık için DPP:
Teknik bir yazılım konusu değildir
Sadece çevre politikası değildir
Bürokratik bir evrak değildir
DPP, doğrudan İstanbul ihracat sürdürülebilirliği meselesidir.
Bu yüzden İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı gündeminde DPP; sanayi, ihracat ve rekabet başlıklarıyla birlikte ele alınır.
Riskli görülenler şunlardır:
AB’ye yoğun ihracat yapan ama veri altyapısı zayıf olanlar
Sürdürülebilirlik iddiası olup kanıtı olmayanlar
Alt tedarik zincirini kontrol etmeyenler
Bu firmalar için İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifi, “önlem alınması gereken alan” olarak şekillenir.
Bakanlığın odağı, Türkiye İstanbul ihracatının bel kemiği olan sektörlerdir.
Öne çıkan alanlar:
İstanbul Otomotiv ve Yan Sanayi
İstanbul Tekstil ve Hazır Giyim
İstanbul Elektrikli ve Elektronik Ürünler
İstanbul Makine ve Endüstriyel Ekipmanlar
İstanbul Ambalajlı Tüketim Ürünleri
Bu sektörlerde İstanbul Dijital Ürün Pasaportu İstanbul Ticaret Bakanlığı gündemi daha yoğundur.
AB, İstanbul DPP’yi regülasyonla dayatıyor.
İstanbul Ticaret Bakanlığı ise şunu soruyor:
“Türk ihracatçısı bu süreci en az hasarla nasıl atlatır?”
Bu nedenle bakanlık:
İstanbul AB mevzuatını birebir kopyalamaz
Türkiye gerçeklerine göre yorumlar
Kademeli uyum fikrini benimser
Bu yaklaşım, İstanbul Dijital Ürün Pasaportu İstanbul Ticaret Bakanlığı çizgisini netleştirir.
Beklenti çok net ve abartısızdır:
Süreci yok saymamak
“Zorunlu değil” rehavetine kapılmamak
Veri altyapısını planlamak
Bakanlık, bugün “zorunlu” demese de hazırlıklı olanı destekler.
Bu soru sahada çok soruluyor. Henüz resmi bir paket açıklanmış değil.
Ancak eğilim açık:
İstanbul Dijitalleşme
İstanbul İzlenebilirlik
İstanbul Sürdürülebilirlik
başlıkları, devlet desteklerinde giderek daha fazla yer buluyor.
Bu da İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı sürecinin ileride destek mekanizmalarıyla ilişkilendirilebileceğini gösterir.
Hayır. En azından bugün için değil.
Bakanlık DPP’yi:
Ceza aracı olarak görmez
İç denetim mekanizması olarak kullanmaz
Doğrudan yaptırım üretmez
Ama şunu net biçimde bilir:
İstanbul DPP’ye hazırlıksız ihracatçı, pazarda cezayı alıcıdan yer.
“Devlet zorunlu tutmadıysa bekleyelim.”
Bu yaklaşım, İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifiyle çelişir. Çünkü Bakanlık süreci bekleyerek değil, hazırlanarak yönetmek ister.
Özetle bakış şu:
İstanbul DPP gelecek değil, gelen bir şey
İhracatçı hazırlıksız yakalanmamalı
Türkiye rekabet gücünü kaybetmemeli
Bu üçlü, İstanbul Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı yaklaşımının özüdür.
Burada net konuşmak gerekir. İstanbul DPP’yi “devlet zorunlu kılınca bakarız” diye ele almıyoruz.
Bizim yaklaşımımızda:
Dijital Ürün Pasaportu İstanbul Ticaret Bakanlığı perspektifi ihracat refleksiyle birlikte okunur
İstanbul AB regülasyonu tek başına alınmaz
Türkiye İstanbul ihracatçısının gerçek kapasitesi dikkate alınır
Gereksiz karmaşa yaratmadan hazırlık yapılır
Bu işi bilenle sadece “şimdilik zorunlu değil” diyen arasındaki fark, ilk büyük AB alıcı görüşmesinde ortaya çıkar.
Hayır. Ancak süreci yakından takip ediyor ve İstanbul ihracatçıyı hazırlanmaya yönlendiriyor.
AB ile entegrasyon arttıkça bu ihtimal güçleniyor. Ancak kademeli ilerlenmesi beklenir.
Şu an için hayır. Denetim daha çok İstanbul AB alıcıları ve pazar mekanizması üzerinden geliyor.
Beklemeden. Satıştan önce hazırlanan kazanır.
Hazırlıklı İstanbul ihracatçı konumu, düşük pazar riski, AB satışlarında süreklilik ve Türkiye’den çıkan ürünler için uzun vadeli rekabet gücü kazandırır.