Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı başlığı, son dönemde ihracat yapan firmaların zihninde net bir soruya dönüşmüş durumda:
“Bu konu artık sadece AB meselesi mi, yoksa Türkiye’de de devlet refleksi oluştu mu?”
Kısa cevap şu: Evet, oluştu.
Uzun cevap ise bu yazının konusu.
Bu içerikte Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifini; söylenti, kulis veya varsayım üzerinden değil, Türkiye’nin ihracat yönü, Avrupa AB entegrasyonu ve kamu refleksi üzerinden ele alacağım. Avrupa Ticaret Bakanlığı DPP’ye nasıl bakıyor, hangi alanlarda pozisyon alıyor, ihracatçıdan ne bekliyor ve bu süreci doğru okuyan firmalar neden avantaj sağlıyor; net, sade ve sahaya dayalı biçimde anlatacağım.
Ticaret Bakanlığı, uzun süredir ihracatta şu gerçekle yüzleşiyor:
Türkiye Avrupa ya ürün satıyor ama AB standartları artık sadece ürünle sınırlı değil.
AB pazarı artık şunu istiyor:
Ürünü değil, süreci görmek
Beyanı değil, veriyi doğrulamak
Etiketi değil, dijital izi incelemek
Bu tablo, Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı gündeminin temel nedenidir.
Bugün için net konuşalım:
Türkiye’de Avrupa Dijital Ürün Pasaportu yerel mevzuatla zorunlu değil.
Ancak Avrupa Ticaret Bakanlığı DPP’yi:
“İleride bakarız” başlığına koymuyor
Avrupa AB’ye uyum sürecinin doğal parçası olarak görüyor
İhracat rekabetiyle doğrudan ilişkilendiriyor
Bu nedenle Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Avrupa Ticaret Bakanlığı açısından bir “ceza” konusu değil, hazırlık ve yönlendirme konusudur.
Bakanlık refleksi nettir:
İhracatçı zarar görmemeli, ama hazırlıksız da yakalanmamalı.
Bu nedenle yaklaşım şu eksende ilerler:
Zorunluluk getirmeden farkındalık oluşturmak
Avrupa AB takvimini yakından izlemek
Avrupa İhracatçıya yol gösterecek çerçeve hazırlamak
Bu bakış, Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı duruşunun neden temkinli ama kararlı olduğunu açıklar.
Bakanlık için DPP:
Teknik bir yazılım konusu değildir
Sadece çevre politikası değildir
Bürokratik bir evrak değildir
DPP, doğrudan Avrupa ihracat sürdürülebilirliği meselesidir.
Bu yüzden Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı gündeminde DPP; sanayi, ihracat ve rekabet başlıklarıyla birlikte ele alınır.
Riskli görülenler şunlardır:
AB’ye yoğun ihracat yapan ama veri altyapısı zayıf olanlar
Sürdürülebilirlik iddiası olup kanıtı olmayanlar
Alt tedarik zincirini kontrol etmeyenler
Bu firmalar için Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifi, “önlem alınması gereken alan” olarak şekillenir.
Bakanlığın odağı, Türkiye Avrupa ihracatının bel kemiği olan sektörlerdir.
Öne çıkan alanlar:
Avrupa Otomotiv ve Yan Sanayi
Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim
Avrupa Elektrikli ve Elektronik Ürünler
Avrupa Makine ve Endüstriyel Ekipmanlar
Avrupa Ambalajlı Tüketim Ürünleri
Bu sektörlerde Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Avrupa Ticaret Bakanlığı gündemi daha yoğundur.
AB, Avrupa DPP’yi regülasyonla dayatıyor.
Avrupa Ticaret Bakanlığı ise şunu soruyor:
“Türk ihracatçısı bu süreci en az hasarla nasıl atlatır?”
Bu nedenle bakanlık:
Avrupa AB mevzuatını birebir kopyalamaz
Türkiye gerçeklerine göre yorumlar
Kademeli uyum fikrini benimser
Bu yaklaşım, Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Avrupa Ticaret Bakanlığı çizgisini netleştirir.
Beklenti çok net ve abartısızdır:
Süreci yok saymamak
“Zorunlu değil” rehavetine kapılmamak
Veri altyapısını planlamak
Bakanlık, bugün “zorunlu” demese de hazırlıklı olanı destekler.
Bu soru sahada çok soruluyor. Henüz resmi bir paket açıklanmış değil.
Ancak eğilim açık:
Avrupa Dijitalleşme
Avrupa İzlenebilirlik
Avrupa Sürdürülebilirlik
başlıkları, devlet desteklerinde giderek daha fazla yer buluyor.
Bu da Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı sürecinin ileride destek mekanizmalarıyla ilişkilendirilebileceğini gösterir.
Hayır. En azından bugün için değil.
Bakanlık DPP’yi:
Ceza aracı olarak görmez
İç denetim mekanizması olarak kullanmaz
Doğrudan yaptırım üretmez
Ama şunu net biçimde bilir:
Avrupa DPP’ye hazırlıksız ihracatçı, pazarda cezayı alıcıdan yer.
“Devlet zorunlu tutmadıysa bekleyelim.”
Bu yaklaşım, Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı perspektifiyle çelişir. Çünkü Bakanlık süreci bekleyerek değil, hazırlanarak yönetmek ister.
Özetle bakış şu:
Avrupa DPP gelecek değil, gelen bir şey
İhracatçı hazırlıksız yakalanmamalı
Türkiye rekabet gücünü kaybetmemeli
Bu üçlü, Avrupa Dijital Ürün Pasaportu Ticaret Bakanlığı yaklaşımının özüdür.
Burada net konuşmak gerekir. Avrupa DPP’yi “devlet zorunlu kılınca bakarız” diye ele almıyoruz.
Bizim yaklaşımımızda:
Dijital Ürün Pasaportu Avrupa Ticaret Bakanlığı perspektifi ihracat refleksiyle birlikte okunur
Avrupa AB regülasyonu tek başına alınmaz
Türkiye Avrupa ihracatçısının gerçek kapasitesi dikkate alınır
Gereksiz karmaşa yaratmadan hazırlık yapılır
Bu işi bilenle sadece “şimdilik zorunlu değil” diyen arasındaki fark, ilk büyük AB alıcı görüşmesinde ortaya çıkar.
Hayır. Ancak süreci yakından takip ediyor ve Avrupa ihracatçıyı hazırlanmaya yönlendiriyor.
AB ile entegrasyon arttıkça bu ihtimal güçleniyor. Ancak kademeli ilerlenmesi beklenir.
Şu an için hayır. Denetim daha çok Avrupa AB alıcıları ve pazar mekanizması üzerinden geliyor.
Beklemeden. Satıştan önce hazırlanan kazanır.
Hazırlıklı Avrupa ihracatçı konumu, düşük pazar riski, AB satışlarında süreklilik ve Türkiye’den çıkan ürünler için uzun vadeli rekabet gücü kazandırır.